Konkordato Sürecinde Alacaklıların Akıbeti
Yazar
Bugra Tuna
Yayın Tarihi
Konkordato, borçlunun mali durumunun bozulması hâlinde alacaklılarla uzlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasına olanak tanıyan hukuki bir koruma mekanizmasıdır. Ancak bu süreç sadece borçluyu değil, alacaklıları da doğrudan etkilemektedir. Alacaklılar, borçlunun ödeme yükümlülüklerini ertelemesi veya azaltması nedeniyle ciddi risklerle karşı karşıya kalmaktadır.
Son yıllarda Türkiye'de yaşanan ekonomik dalgalanmalar, döviz kurlarındaki artış, enflasyon oranlarındaki yükselme ve faiz oranlarının dengesizliği, birçok işletmeyi mali açıdan zor duruma düşürmüştür. Bu kapsamda, borçlarını ödemekte güçlük çeken şirketlerin konkordato ilan etme taleplerinde ciddi bir artış yaşanmıştır. Her ne kadar konkordato süreci esasen borçlu şirketin korunması amacıyla yürütülse de, bu sürecin alacaklılar üzerindeki etkileri de oldukça büyüktür.
Konkordato süreci genellikle borçlu tarafından gizli ve sessiz şekilde başlatılmakta, ilan edilene kadar kamuya duyurulmamaktadır. Bu durum, alacaklıların hazırlıksız yakalanmasına ve panik havasının oluşmasına neden olmaktadır. Sürecin ilan edilmesiyle birlikte alacaklılar, alacaklarının tahsili konusunda belirsizlik yaşamaya başlar. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, bu belirsizlikten en çok etkilenen gruplar arasında yer alır.
Konkordato uygulaması, Türk İcra ve İflas Hukuku çerçevesinde hem borçlunun hem de alacaklının haklarını dengelemeye çalışan istisnai bir yol olsa da uygulamada bazı yapısal sorunlar söz konusudur:
- Sürecin başlangıcında alacaklıların haberdar olmaması
- Geçici mühlet sürecinde alacaklıların icra yollarının kapanması
- Komiser raporlarının yeterli denetimden geçmemesi
- Kötü niyetli borçluların konkordato kurumunu suistimal edebilmesi
Alacaklı olduğum firma konkordato ilan ettiğinde ne yapmalıyım?
Bilindiği üzere geçici mühlet süresi üç ay olup, mahkeme kararıyla iki aya kadar uzatılabilir. Bu sürede borçlunun malvarlığı koruma altına alınır, icra takipleri durdurulur ve konkordato komiseri görevlendirilir. Alacaklıların ilk olarak yapması gereken şey, işin uzmanı olan bir avukat aracılığıyla vakit kaybetmeden geçici mühlet kararına itiraz edip ilgili mahkemeye müdahillik talebinde bulunarak davaya müdahil olmalıdır.
Alacaklı, davaya müdahil olduktan sonra ilk olarak konkordato ilanı için başvuru şartlarının en önemli unsuru olan Konkordato Ön Projesini incelemelidir. Bu proje, borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını ve ödemeler için gerekli mali kaynağın nasıl sağlanacağını gösterir. Alacaklının dikkat etmesi gereken en önemli husus, kendi alacağının ön projede doğru şekilde yer alıp almadığıdır.
Alacaklı, bu aşamaları tamamladıktan sonra kesin mühlet hakkında karar duruşması için hazırlık yapmalıdır. Konkordato başvurusunun yasal şartlara uygun olup olmadığının dosya üzerinden detaylı biçimde incelenmesi büyük önem taşır. Şartların eksik olduğu kanaati oluşursa, alacaklının mahkemeye başvurarak konkordato talebinin reddini istemesi mümkündür.
Duruşma ne zaman gerçekleşir ve karar sonrası ne yapılmalı?
Mahkeme, "kesin mühlet" kararını geçici mühlet süresi içerisinde verir (İİK m. 289/1) — yani üç aylık geçici mühletin ve gerektiğinde verilen iki aylık ek sürenin sonunda duruşma gerçekleştirilir. Bu duruşmada; geçici mühlet süresince borçlunun sürece katılımı, konkordato komiseri tarafından hazırlanan raporlar ile alacaklıların itiraz gerekçeleri birlikte değerlendirilir.
Borçlu iflasa tabi bir borçlu ise ve kesin mühlet sırasında konkordato talebi reddedilirse, mahkeme doğrudan iflas kararı verir; bu durumda alacaklılar konkordato hükümlerine tabi olmaksızın alacaklarının ve işleyen faizlerin tamamını borçludan talep edebilir, icra takibi başlatabilir. Red sebeplerinin geçici mühlet sonrasında ortaya çıkması hâlinde ise komiser durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir ve mahkeme geçici mühleti kaldırarak resen iflasa karar verebilir; bu durumda alacaklıların iflas dairesine alacak bildiriminde bulunması gerekir.
Mahkeme 1 yıllık kesin mühlet verirse ne olur?
Kesin mühlet süresinin başlamasıyla konkordato komiseri, yapılacak ilanla birlikte alacaklıları 15 gün içinde alacaklarını bildirmeye davet eder (İİK m. 299). Komiser, 1 yıllık kesin mühlet içerisinde bir alacaklılar toplantısı düzenler; bu toplantıya kesinlikle bir vekil aracılığıyla katılım sağlanmalıdır.
Alacaklıların süresi içinde alacak bildiriminde bulunmamaları önemli hak kayıplarına yol açabilir: kayıt yaptırmayan alacaklı, konkordato nisabına ve oylamaya dahil edilmez. Ancak bu durum alacaklının alacak hakkını maddi hukuk açısından kaybettiği anlamına gelmez — yalnızca konkordato görüşmelerine katılma ve oy kullanma hakkının kaybı söz konusudur. Süresi içinde kayıt yaptırmamış olsa dahi, alacağını ticaret mahkemesi kararıyla ispat eden alacaklı, konkordatonun tasdikine itiraz etme ve feshini talep etme hakkını korur.
Konkordato sürecinde herhangi bir dava açmalı mıyım?
Konkordato sürecinde alacaklılar arasında tapu iptal tescil, sözleşmeye dayalı fesih, sebepsiz zenginleşme gibi davalar açılması yönünde bilgiler yaygın olsa da bunun bir doğruluğu bulunmamaktadır. Bu tarz davalar açılırsa ilgili mahkeme, konkordato süreci sebebiyle davayı "bekletici mesele" yapar ve süreç devam ettiği müddetçe herhangi bir sonuç alınmaz; konkordato yargılaması boyunca borçluya karşı yürütülecek icra takipleri de durdurulur.
Hangi dava açılmalı ve ne zaman açılmalı?
Konkordato komiserleri tarafından İİK m. 299 uyarınca yapılan ilan sonrasında alacaklılar 15 gün içinde alacaklarını bildirir. Borçlunun bildirilen alacağı kabul etmemesi halinde, söz konusu alacak "çekişmeli alacak" olarak değerlendirilir. Alacaklı, reddedilen kısım için İİK m. 308/b uyarınca kayıt kabul davası açma hakkına sahiptir — ancak bu dava hakkı, konkordato projesinin tasdikine ilişkin kararın verilmesinden itibaren yalnızca bir ay içinde kullanılabilir.
Bu bir aylık süre alacaklılar bakımından büyük önem taşır. Konkordato süreci çok kapsamlı ve hukuki açıdan karmaşık bir süreç olduğundan, alacaklıların hakkının korunması için sürecin işin uzmanı hukukçular tarafından sıkı sıkıya takip edilmesi önerilmektedir.
